Durmak üzere olan bir hamaktaydım. Amuda kalkmayı bırakalı otuz sene oldu, ayağımın yerden kesilmesi dünyayla olan bağımı koparıyor... Ayaklarım, dünyaya saldığım kökmüş; hamaktayken farkettim.
Küçük sallantılar sakin ve güvenliydi. Hatırlamasam da anne karnı gibi... Göbekten bağlı ama yine de güvenli ve özgür. Gözümü kapatacak kadar huzurlu.
İlk gördüğüm bir çatı oldu. Gökyüzüyle arama giren soğuk bir metal... Sonra, istediğim kadar hareket edebileceğime hep inandığım koskoca genişliğin sınır duvarlarını gördüm. Bir başka soğuk metal... Dev bir hangardaydım... ve hamak hala sallanıyordu.
Bu blog, özgürlük sanrısı ve algı sınırları için var oldu. Varlığının sınırı belirsiz.
Hangardaki hamak, koca dünyaya sığamayanlar için bir ses olsun, şimdilik yeter...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder